Ana Sayfa

Meslek Hukuku

Vergi Hukuku

Ticaret Hukuku

İktisat Teorisi

Maliyet Muhasebesi

Mali Analiz

Muhasebe Denetimi

SMMM Görüntülü DVD

SMMM Dersleri

Evrak Listesi

Sınav Tarihleri

Sınav Soru ve Cevapları

SMMM Soru Dağılımı

SMMM Staja Başlama Kitapları

SMMM Yeterlilik Kitapları

 

SMMM Borçlar Hukuku Konu Özeti   SMMM Sözleşme Türleri

Tacir Aslı, kendisine ait matbaacılıkla ilgili bir iş yeri açmıştır. İşyerinde kullanılmak üzere elektronik eşyalar satan mağaza sahibi Sezer’den taksitle 4 milyar liraya bir bilgisayar ve bir yazıcı satın almıştır. Bu borcuna arkadaşı Canan kefil olmuştur. İş yerinde kullanacağı baskı makinesini ise finansal kiralama yöntemiyle sağlamayı düşündüğünden, finansal kiralama şirketi olan (B) ile anlaşmış ve finansal kiralama sözleşmesi yapmıştır. Bu sözleşmeye göre (B), Aslı’nın işyerinde kullanacağı baskı makinesini kendisi için satın alacak ve Aslı da aylık 350 lira kira bedeli ödeyecektir. Aslı, iş yeri için çok fazla paraya gereksinimi olduğu için arkadaşı Caner’e bir vekalet vererek tapuda kayıtlı taşınmazını satmasını istemiştir. Caner de bu satım işini yerine getirmeyi kabul etmiştir.

Üstte yer alan olayla ilgili olarak; Acaba,
- Tacir Aslı ile Canan arasında ne tür bir sözleşme vardır?
- Tacir Aslı ile Canan arasındaki sözleşme nedeniyle tarafların ne tür borçları söz konusudur?
- Mağaza sahibi Sezer alacağını alamazsa öncelikle kime başvurur?
- Kefil, Aslı’nın borcunu Sezer’e öderse ödediği bedeli ne şekilde kimden isteyebilir?
- Aslı ile (B) şirketi arasındaki sözleşmenin hukuki niteliği nedir?
- Aslı ve Şirket (B)’nin karşılıklı hak ve yükümlülükleri nelerdir?
- Şirket (B) ne tür bir şirket olmalıdır?
- Baskı makinesi finansal kiralamaya konu edilebilir mi?
- Aslı ile Caner arasındaki hukuki ilişkinin niteliği nedir?
- Aslı ve Caner’in karşılıklı borç ve yükümlülükleri nelerdir?
- Caner, Aslı’dan ücret isteyebilir mi?
- Caner’in tapuda işlem yapabilmesi için ne tür vekaletname gerekir?

Amaçlarımız

Bu üniteyi tamamladığımızda;
- vekalet sözleşmesinin tanımını verebilmek, vekalet sözleşmesinin taraflarını ve bunların yükümlülüklerini kavrayabilmek, sözleşmenin sona erme nedenlerini saptayabilmek,
- vekalet sözleşmesinin tanımını verebilmek, kefalet sözleşmesinin taraflarını ve bunların yükümlülüklerini kavrayabilmek, sözleşmenin sona erme nedenlerini saptayabilmek,
- finansal kiralama sözleşmesinin tanımını verebilmek, finansal kiralama sözleşmesinin taraflarını ve bunların yükümlülüklerini kavrayabilmek, sözleşmenin sona erme nedenlerini saptayabilmek,
- franchise sözleşmesinin tanımını verebilmek, franchise sözleşmesinin taraflarını ve bunların yükümlülüklerini kavrayabilmek, sözleşmenin sona erme nedenlerini saptayabilmek,
- factoring sözleşmesinin tanımını verebilmek, factoring sözleşmesinin taraflarını ve bunların yükümlülüklerini kavrayabilmek, sözleşmenin sona erme nedenlerini saptayabilmek için gerekli bilgi ve becerilere sahip olacağız.

VEKALET SÖZLEŞMESİ

Vekalet Sözleşmesinin tanımını verebilmek, Vekalet sözleşmesinin taraflarını ve bunların yükümlülüklerini kavrayabilmek, Sözleşmenin sona erme nedenlerini saptayabilmek

Kavram

Vekalet sözleşmesi iş görme amacını güden, diğer bir deyişle, konusunu insan emeğinin veya faaliyetlerinin oluşturduğu sözleşmelerdendir. Vekalet sözleşmesinin çeşitli türleri vardır. Borçlar Kanunumuz 386-398′inci maddelerinde adi vekaleti düzenledikten sonra, onu izleyen maddelerde itibar mektubu, itibar emri, tellallık (simsarlık) gibi vekaletin diğer türlerini ele almaktadır. Ancak, biz bunlardan sadece adi vekaleti inceleyeceğiz. Vekalet sözleşmesiyle bir kimse (vekil); vekalet verene (müvekkile) karşı bir işin yönetilmesini veya bir hizmetin görülmesini yüklenir (BK. m. 386/I). Buradan da anlaşılacağı gibi, vekalet sözleşmesi amacı itibariyle hizmet ve eser (istisna) sözleşmelerine benzemekte ise de, bazı bakımlardan onlardan ayrılır.

Gerçekten, hizmet sözleşmesinde zaman, sözleşmenin esaslı unsurlarından olduğu halde, vekalet sözleşmesinde zamanın önemi yoktur. Bu itibarladır ki, bir diş tabibinin muayenehanesinde tedavi ettiği hastaları ile olan ilişkisi vekalet sözleşmesi, fakat aynı diş tabibinin bir hastanede ücretli olarak çalışması halinde hastane ile olan ilişkisi hizmet sözleşmesidir. Eser (istisna) sözleşmesinde de vekalette olduğu gibi bir emek sarfı (tüketme) söz konusu olmakla beraber, önemli olan, emeğin tüketilmesi (sarf edilmesi) değil, fakat bunun sonucunda bir eserin oluşturulmasıdır. Oysa, vekalette emeğin sonucu önemli değildir. Böylece bir mimarın bir binanın plan ve projelerini hazırlamasını eser sözleşmesi, aynı mimarın bir inşaatı yönetmesini ve kontrol etmesini vekalet sözleşmesi saymak gerekir. Hizmet ve eser (istisna) sözleşmeleri daima karşılıklı (ivazlı) oldukları halde, vekalet sözleşmesi karşılıklı veya karşılıksız olabilir. Vekalet sözleşmesi herhangi bir şekle tabi değildir; hatta sözleşmenin konusu olan işin yapılması bir şekle tabi olsa bile, vekalet sözleşmesi yine de şekilsizce yapılabilir. Bununla birlikte avukatlarla dava takibi için yapılan vekalet sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur.

Vekalet sözleşmesi de diğer sözleşmeler gibi icabın (önerinin) karşı tarafça kabul edilmesiyle meydana gelir. Fakat Borçlar Kanunumuz 387′nci maddesinde sözleşmenin yapılmasıyla ilgili şu hükmü içermektedir: “Vekilin tevdi edilen (verilen) işi idare hususunda resmi bir sıfatı varsa veya işin icrası mesleğinin icabından yahut bu gibi işleri kabul edeceğini ilan etmiş ise vekalet, vekil tarafından derhal reddedilmedikçe kabul edilmiş sayılır”. Bu hüküm uyarınca noterler, avukatlar, doktorlar, bankalar kendilerine yapılmış bir icabı derhal reddetmedikleri takdirde, icapta (öneride) bulunan kişi ile aralarında vekalet sözleşmesi kurulmuş olur.

Vekalet sözleşmesinin tanımında yer alan “bir hizmetin görülmesi” deyimi “bir işin yönetilmesi” deyiminden çok daha geniş kapsamlıdır. O halde her türlü hizmet, vekalet sözleşmesinin konusu olabilir. Bu itibarladır ki, konusu emek tüketimini gerektiren anlaşmalar herhangi bir sözleşme tipine, örneğin hizmet veya istisna (eser) sözleşmelerine girmiyorsa, bunlara vekalet sözleşmesine ilişkin hükümler uygulanır (BK. m. 386/II).

Vekalet sözleşmesi ile hizmet sözleşmesini karşılaştırınız. Vekalet sözleşmesini hizmet sözleşmesinden ayıran özellik nedir?

Vekalet sözleşmesine konu olabilen hizmetlere örnek olarak şunları gösterebiliriz: Bir hamalın bavulumuzu taşıması, bir diş tabibinin dişimizi tedavi etmesi, bir avukatın davamızı izlemesi, bir mühendis veya mimarın inşaatımızı kontrol etmesi, bir arkadaşımızın bizim adımıza ve hesabımıza bir hukuki işlem yapması (örneğin bir malımızı satması ya da bizim için bir yer kiralaması gibi).

Vekalet sözleşmesinin konusuna neler dahildir? Vekalet sözleşmesine konu olabilecek ilişkilere örnekler bulunuz.

Vekaletin kapsamına gelince: Vekaletin kapsamı her şeyden önce sözleşmeden veya vekalet verenin talimatından (buyruğundan) anlaşılır; ancak sözleşmeden veya vekalet verenin talimatından anlaşılamadığı takdirdedir ki, sözleşmenin konusu olan işin mahiyetine göre belirlenir. Eğer vekilin üstlendiği (taahhüt ettiği) işin görülmesi, bir hukuki işlemin yapılmasını gerektiriyorsa, vekil bu konuda temsil yetkisine de sahip sayılır (BK. m. 388). Vekalet verenin vekile tanıyacağı temsil yetkisi, genel veya özel nitelikte olabilir. Genel nitelikteki yetki (genel vekaletname) bütün hukuki işlemleri; özel nitelikteki yetki (özel vekaletname) ise, belli bir veya birkaç hukuki işlemi kapsar. Bununla birlikte, Borçlar Kanunumuz bazı önemli işlemler için vekilin özel bir yetkiye sahip olmasını aramaktadır. Bu işlemler dava açma, sulh olma, tahkim (hakeme gitme), kambiyo taahhütlerinde bulunma, bağışlama ve bir taşınmazı temlik (devretme) veya bir hak ile sınırlama işlemleridir (BK. m. 388/III).

Neval, tapuda kayıtlı bulunan apartman dairesinin satışı için Duygu’ya özel vekalet vermiştir. Duygu da kendisine ait işlemleri yapabilmesi için Neval’e genel bir vekalet vermiştir. Neval ile Duygu arasındaki vekalet sözleşmelerinin kapsamı nedir? Nasıl belirlenir? Genel vekaletname ve özel vekaletname deyimleri neyi ifade ederler? Aralarındaki farkları belirtiniz.

Vekalet Sözleşmesinin Hükümleri

Vekalet sözleşmesinden vekile ve vekalet verene (müvekkile) bir takım borçlar doğar. Bunlara kısaca değinelim:

Vekilin Borçları

Vekil, kabul ettiği (yüklendiği) işe dikkat ve özen göstermek ve kabul ettiği işi vekalet verenin (müvekkilin) kendisine gösterdiği güveni hak edecek biçimde yani iyi bir şekilde yapmakla yükümlüdür; işin görülmesinde veya yönetilmesinde ihmal ve dikkatsizlikle vekalet verene (müvekkile) vereceği zararlardan sorumlu olur. Diğer taraftan vekil, taahhüt ettiği işi bizzat yapmak zorunda olup, kural olarak bu işi başkasına gördüremez. Ancak, vekalet verenin (müvekkilin) işin başkasına gördürülmesine izin verdiği veya durumun gereğine göre buna zorunluluk olduğu ya da örf ve adet elverdiği takdirde, vekil kendi yerine başkasını koyarak işi ona gördürebilir. Bu gibi hallerde vekil kendi yerine koyduğu kimseyi seçmekte ve ona talimat vermekte gerekli özen ve dikkati göstermemesinden sorumludur (BK. m. 391/II). Oysa diğer durumlarda, yani kendi yerine bir başkasını koymaya yetkili olmadığı durumda, yerine koymuş olduğu kimsenin bütün fiillerinden bizzat kendisi yapmış gibi sorumlu olur (BK. m. 391/I).

Vekil, bunlardan başka, vekalet dolayısıyla öğrenmiş olduğu sırları saklamak, vekalet verenin (müvekkilin) talimatına (buyruğuna) uymak, yaptığı işin hesabını vermek ve vekaletin yerine getirilmesi (icrası) dolayısıyla almış olduğu bütün şeyleri vekalet verene (müvekkile) teslim etmekle de yükümlüdür.

Ayfer boşanma davası için avukat alan Erol’a vekalet vermiştir. Bu vekalet sözleşmesinde Erol’un borçları nelerdir?

Vekalet Verenin Borçları

Vekalet veren (müvekkil) de önceden kararlaştırılmış olduğu veya teamüle (geleneğe) göre verilmesi gerektiği takdirde vekile ücret ödemek, vekilin vekaleti yerine getirmek amacıyla yaptığı giderleri ve vermiş olduğu avansları kendisine ödemek, vekili bu amaçla yüklendiği borçlardan kurtarmak ve vekilin vekaleti yerine getirmekten dolayı uğramış olduğu zararları gidermekle yükümlüdür (BK. m. 395/I).

Doğan evinin satışı için arkadaşı Ozan’a vekalet vermiştir. Doğan’ın bu vekalet sözleşmesinde doğan borçları nelerdir?

Vekalet Sözleşmesinin Sona Ermesi

Vekalet sözleşmesi, diğer sözleşmeler gibi normal sona erme sebepleriyle ortadan kalkar. Biz burada sadece Borçlar Kanunumuzun vekalet sözleşmesi için öngördüğü özel sona erme sebeplerine değineceğiz. Vekalet sözleşmesi azil veya istifa sebebiyle sona erebilir. Azil, vekalet verenin tek taraflı irade açıklamasıyla sözleşmeyi feshetmesidir. Vekalet verenin bu olanaktan yararlanabilmesi, önemli sebeplerin varlığını gerektirmediği gibi, belli bir feshi bildirme süresine bağlanmış da değildir. Ancak, vekalet veren bu hakkını dürüst davranma kurallarına aykırı şekilde kullanamaz. Bu itibarladır ki, uygun olmayan bir zamanda vekili azlettiği takdirde, onun bu yüzden uğramış olduğu zararları gidermekle yükümlü olur (BK. m. 396/II).

İstifa, ise vekilin tek taraflı bir irade açıklamasıyla sözleşmeyi feshetmesidir. Bunun için de önemli sebeplere dayanmak veya belli bir feshi bildirme süresine uymak zorunluluğu yoktur. Pek tabii vekil, bu hakkını dürüst davranma kurallarına aykırı şekilde kullanır, örneğin uygun olmayan bir zamanda istifa ederek vekalet vereni zor durumda bırakırsa, vekalet verenin (müvekkilin) bu yüzden uğradığı zararları gidermekle yükümlü olur (BK. m. 396/II).

Vekalet sözleşmesine özgü sona erme sebepleri olarak azil ve istifa ne demektir? Aralarındaki farkları düşününüz.

Vekalet sözleşmesi, sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça, vekilin veya vekalet verenin (müvekkilin) ölümü, iflas etmesi ve ehliyetini kaybetmesi hallerinde de sona erer (BK. m. 397/I). Ancak, taraflar sözleşmede aksini kararlaştırmış iseler veya işin niteliği vekaletin sona ermemesini gerektiriyorsa, vekalet devam eder. Fakat vekalet verenin (müvekkilin) mirasçıları vekili sonradan azledebilirler. Aynı şekilde, vekaletin sona ermesi vekalet verenin (müvekkilin) çıkarlarını tehlikeye sokuyorsa, vekalet veren (müvekkil) veya mirasçı ya da temsilcisi bizzat işleri görebilecek hale gelinceye kadar vekil veya mirasçısı yahut temsilcisi vekaleti yerine getirmeye devam ile yükümlüdür (BK. m. 397/II).

Dicle, Fırat’a vekalet vererek televizyonunu satmasını istemiştir. Dicle veya Fırat’ın ölümü halinde vekalet sözleşmesi mutlaka sona erer mi?

KEFALET SÖZLEŞMESİ

Kefalet Sözleşmesinin tanımını verebilmek, Kefalet sözleşmesinin taraflarını ve bunların yükümlülüklerini kavrayabilmek, Sözleşmenin sona erme nedenlerini saptayabilmek.

Kavram

Kefalet öyle bir sözleşmedir ki, onunla kefil, borçlunun borcunu yerine getirmemesi durumunda bundan kişisel olarak (şahsen) sorumlu olmayı alacaklıya karşı yüklenir (taahhüt eder). Kefalet sözleşmesi tek tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir, çünkü kefalette yalnız kefil borç altına girmekte, alacaklı ise bundan sadece çıkar elde etmektedir.

Kefalet nedir? Nitelik olarak nasıl bir sözleşmedir?

Kefilin borcu (kefalet borcu), fer’i bir borçtur. Diğer bir deyişle kefalet ancak geçerli bir “asli borcun” mevcudiyeti halinde hüküm ifade eder; kefilin teminat altına aldığı asli bir borç yoksa, kefalet de yoktur veya asli borç herhangi bir sebeple sona ererse, kefalet de son bulur. Diğer taraftan, kefalet borcu tali bir borçtur; yani ilk planda asıl borçlunun takip edilmesi söz konusu olup, ancak asıl borçlu borcunu ödemediği takdirde kefile başvurulabilir. Kefil her tür kefalette daima ikinci borçludur. Kefil asıl borcu yerine getirmez, fakat asıl borcun yerine getirilmemesinden doğan zararı giderir (tazmin eder).

Kefalet borcu nasıl bir borçtur?

Kefalet Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları

Kefalet sözleşmesinin geçerli olarak doğabilmesi için birtakım şartların gerçekleşmiş olması gerekir. Bu şartları esasa ilişkin şartlar ve şekle ilişkin şartlar olmak üzere ikiye ayırarak incelemek gerekir;

Esasa İlişkin Şartlar

Kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için gerekli olan esasa ilişkin şartlar iki tanedir: Geçerli bir asıl borcun bulunması ve kefilin ehliyeti.

Geçerli Bir Asıl Borcun Bulunması

Yukarıda da belirtmiş olduğumuz üzere, kefalet borcu fer’i bir borçtur, yani kefalet bir asıl borcun var olmasını gerektirir. O halde, kefaletten söz edebilmek için, her şeyden önce, ortada geçerli bir asıl borcun bulunması şartının gerçekleşmiş olması gerekir (BK. m. 485).

Bununla beraber, asıl borcun mutlaka kefalet sözleşmesinin yapıldığı sırada var olmasına gerek yoktur. Önemli olan, kefalet borcunun muaccel olduğu anda, yani kefile karşı takibe geçilebileceği sırada geçerli bir asıl borcun bulunmasıdır. Bu itibarladır ki, müstakbel (ileride doğacak) bir borç için de kefalet sözleşmesi yapılabilir. Nitekim BK. m. 485′de “müstakbel zamana muzaf yahut şarta muallak (bağlı) bir borç, hüküm ifade edeceği zamanın hululü (gelmesi) ve şartın tahakkuku (gerçekleşmesi) halinde muteber olmak üzere kefalete raptolunabilir (bağlanabilir)” denilmek suretiyle, müstakbel (ileride doğacak) ve şartta bağlı borçları güvence altına almak için de kefalet sözleşmesi yapılabileceği açıkça belirtilmiştir. Asıl borcun geçerli bir borç olması da gerekir (BK. m. 485). Çünkü hükümsüz olan bir borca kefalet edilemez. Bununla birlikte, bu kuralın bir istisnası da aynı maddede yer almıştır.

Buna göre, hata ya da ehliyetsizlik sebebiyle borçlunun sorumluluğunu gerektirmeyen bir sözleşmeden doğan borca kefalet, kefilin sözleşmenin yapılması sırasında bu sakatlığı bilmekte olması şartıyla geçerlidir. Maddede geçen “ehliyetsizlik” teriminin tam değil, sınırlı ehliyetsizliği, yani ayırt etme gücüne sahip küçük ve ayırt etme gücüne sahip kısıtlının borcuna kefalet, kefilin bu sakatlığı sözleşme sırasında bilmesi halinde geçerli, bilmemesi durumunda ise geçersiz olacaktır.

Kefilin Ehliyeti

Kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için gerekli olan esasa ilişkin ikinci şart, kefilin kefalete ehil olmasıdır. Tam ehliyetliler, her türlü hukuki işlemi bizzat yapabileceklerinden kefalet sözleşmesi yapmaya,yani kefil olmaya da ehildirler. Tam ehliyetsizlerin ise fiil ehliyetleri olmadığından, bunların hiçbir hukuki işlem, tabiatıyla kefalet sözleşmesi yapmaları, yani kefil olmaları da söz konusu değildir (MK. m. 15).

Sınırlı ehliyetliler, yani kendilerine yasal danışman atanmış olan kişilerin kefalet sözleşmesi yapabilmeleri şarta bağlıdır. Gerçekten, kendisine yasal danışman atanmış olan kimse, ancak yasal danışmanının görüşünü almak suretiyle kefil olabilir (MK. m. 429/9).

Sınırlı ehliyetsizler, yani ayırt etme gücüne sahip küçükler ile ayırt etme gücüne sahip kısıtlılar, ne bizzat ne de yasal temsilcilerinin izni ile bir borca kefalet edebilirler, yani kefil olamazlar. Hatta yasal temsilcilerinin de onlar namına kefalet sözleşmesi yaparak kefil olmaları mümkün değildir; çünkü kefalet bu kişiler bakımından yasak işlemlerdendir (MK. m. 449). Ancak, sınırlı ehliyetsizler alacaklı sıfatıyla kefalet sözleşmesi yapabilirler. Çünkü bu sözleşmede borç altına girmeleri söz konusu değildir.

Şekle İlişkin Şartlar

Kefalet sözleşmesinin geçerliliği için yukarıda incelediğimiz esasa ilişkin iki şartının yanında iki şartın daha gerçekleşmiş olması gereklidir. Bunlar ise, yazılı şekil ve sorumlu olunacak miktarın gösterilmesidir.

Yazılı Şekil

Kefalet sözleşmesinin geçerli surette kurulabilmesi için mutlaka yazılı şekilde yapılması gerekir. Kanunun aradığı şekil şartının bir ispat şartı değil, fakat geçerlilik şartı olduğu BK. m. 484 hükmünden açıkça anlaşılmaktadır. Yazılı şekilde yapılmayan kefalet sözleşmesi hüküm ifade etmez.

Kefalet senedinde sadece borç altına giren kefilin imzasının bulunması gerekli ve yeterli olup (BK. m. 13/1), ayrıca alacaklının da imzasının bulunması şart değildir. Aynı şekilde, kefalet senedinde alacaklının isminin belirtilmiş olması da zorunlu değildir. Buna karşılık sözleşmede taraf olmadığı halde borçlunun ismen belirtilmesi zorunludur. Aksi takdirde geçerli bir kefalet yükümlülüğünden söz edilemez.

Sorumlu Olunacak Miktarın Gösterilmesi

Kefalet senedinde kefilin sorumlu olacağı belli bir miktarın gösterilmesi de gerekir (BK. m. 484). Bu miktar daima para olarak rakamla veya yazıyla belirtilmelidir. Hatta asıl borcun konusu paradan başka bir edim olsa dahi sorumlu olunacak miktarın yine de para şeklinde ifade edilmesi gerekir. Bu itibarladır ki, belli bir miktar belirtmeksizin yapılan kefalet yüklenimi (taahhüdü) geçerli değildir. Örneğin “Ahmet’in mevcut ve ileride doğacak bütün borçlarına kefil oluyorum” şeklinde bir kefalet geçerli olmaz. Buna karşılık “Ahmet’in var olan ve ileride doğacak borçları için 500 milyon liraya kadar kefil oluyorum” biçiminde bir yüklenim (taahhüt) geçerlidir.

Kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartları nelerdir? Bunları esasa ilişkin ve şekle ilişkin şartlar olarak ayrı ayrı belirtiniz.

Kefalet Türleri

Kefalet Türleri

Kefalet sözleşmesinin çeşitli türleri vardır. Aşağıda bunlara değineceğiz.

Adi Kefalet

Adi kefalette alacaklı önce asıl borçluyu takip ve alacağını ondan almak (tahsil etmek) zorundadır. Asıl borçlunun ödeme güçsüzlüğü (aczi) anlaşıldıktan sonradır ki, bu durumda kefili takip etme olanağı doğar. Alacaklı, asıl borçluyu takip etmeden doğrudan doğruya kefile başvurursa kefil ondan, ilk önce borçluyu takip etmesini isteyebilir. Buna kefilin tartışma def’i denir. Eğer alacak, kefaletten önce veya aynı zamanda rehinle de güvence (teminat) altına alınmış bulunuyorsa, kefil alacağın önce rehinden sağlanmasını, yani borcun rehnin paraya çevrilmesi yolu ile ödenmesi isteyebilir ki, buna da kefilin rehnin paraya çevrilmesi def’i denir. Ancak, borçlu iflas etmişse veya rehnin paraya çevrilmesi onun iflasına bağlı bulunuyorsa, kefil artık bu def’i ileri süremez. (BK. m. 486/II).

Demek ki adi kefalette alacaklı önce borçluyu takip etmek zorundadır. Bununla beraber BK. m. 486/I’de belirtilen durumlarda, yani borçlunun iflas etmiş olması, borçlu aleyhine yapılmış olan takibin semeresiz kalmış olması ve nihayet borçlu aleyhine Türkiye’de takibat icrasının imkansızlaşmış bulunması durumunda, alacaklı asıl borçluyu takip etmeden doğrudan doğruya kefile başvurabilir. Bu durumlarda artık kefilin, sahip bulunduğu def’ileri ileri sürme olanağı ortadan kalkmış olur.

Hemen belirtelim ki, yukarıda sözünü ettiğimiz takip, İcra-İflas Kanunu uyarınca yapılacak icra veya iflas yoluyla takiptir. Yoksa alacaklının borçluya başvurması halinde, onun borcunu yerine getirmeyeceğini açıklamış olması, bu anlamda borçlunun takip edilmiş olması demek değildir. Bu konuyu bitirmeden önce belirtelim ki, Borçlar Kanunumuzun sistemine göre kefalette asıl olan, adi kefalet türüdür. Başka bir deyişle, kefaletin müteselsil kefalet türü olduğu açıkça anlaşılmayan hallerde, kefaletin adi kefalet olduğunu kabul etmek gerekir.

Adi kefalet nedir? Adi kefalette kefilin ne gibi def’ileri vardır?

Müteselsil Kefalet

Müteselsil kefalet, adi kefaletin aksine, alacaklının önce borçluyu takip etmek veya rehnin paraya çevrilmesini istemek yollarına gitmeksizin doğrudan doğruya kefile başvurabileceği kefalet türüdür. Uygulamada, özellikle ticari işlerde ve bankalarda uygulanan kefalet türü de budur. Müteselsil kefaletin söz konusu olabilmesi için, kefilin borçlu ile birlikte müteselsil olarak borç altına girme iradesinin kefalet senedinden açıkça anlaşılması gerekir. Ancak bunun için, kefalet senedinde mutlaka “müteselsil kefil” deyiminin kullanılmış olması şart değildir.

Önemli olan, senette kullanılmış bulunan deyimlerden bu iradenin çıkartılabilmesidir. Nitekim Borçlar Kanunumuz 487′nci maddesinde “kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatıyla veya bu gibi diğer sıfatla borcun ifasını deruhte etmişse (üstlenmişse). . . . ” demek suretiyle bu konuda örnek olarak bazı deyimleri belirtmiştir. Eğer kefalet senedinden kefaletin müteselsil olduğu açıkça çıkartılamıyorsa, bu takdirde kefaletin adi kefalet olduğu kabul olunacaktır; çünkü asıl olan adi kefalettir. Oysa ticari işlerde bunun tersi geçerlidir; yani borçlulardan birisi veya kefil için ticari nitelikteki bir borca kefil olunduğunda, bu kefalet daima müteselsil kefalettir (TTK. m. 7). Müteselsil kefalette, kefilin tartışma ve rehnin paraya çevrilmesi def’ilerini ileri sürme hakkı yoktur; o müteselsil kefil olmakla bunlardan feragat etmiş (vazgeçmiş) olur. Bu itibarladır ki müteselsil kefalette kefilin borcu, adi kefaletteki gibi tali nitelikte (ikinci derecede) değildir.

Müteselsil kefalet nedir? Kefaletin müteselsil kefalet olabilmesi için ne gereklidir?

Birlikte Kefalet

Birlikte kefalet, aynı borca birden çok kişinin kefil olması halidir. Ancak, gerçek anlamda birlikte kefaletten söz edebilmek için, bu kimselerin aynı borç için kefil olduklarından haberdar bulunmaları lazımdır. Aksi halde, yani birden fazla kimse birbirlerinden habersiz olarak aynı borca kefil olursa, buna gerçek olmayan birlikte kefalet veya bağımsız kefalet denir. Gerçek anlamda birlikte kefalet, adi kefalet veya müteselsil kefalet şeklinde olabilir.

Adi Birlikte Kefalet

Adi birlikte kefalet, birden fazla kişinin bölünebilen bir borca kefil olmaları halinde söz konusu olabilir. Eğer asıl borç bölünebilen bir borç değilse, bu borç için adi birlikte kefalet olmaz. Bölünebilen bir borca kefil olanlar, gerek kendi aralarında, gerek asıl borçlu ile birlikte müteselsil olmayı yüklenmişlerse (taahhüt etmişlerse), bu kefalet artık adi birlikte kefalet değil, müteselsil birlikte kefalet olur (BK. m. 488 c. 2).

Adi birlikte kefalette, kefillerin her biri kendi payı bakımından adi kefil gibi, diğerlerinin payları bakımından ise kefile kefil gibi sorumlu olur (BK. m. 488). Örneğin 400 milyon liralık bir borca dört kişi adi birlikte kefil olmuşlarsa, her biri alacaklıya karşı, borcun kendi payına düşen 100 milyon liralık kısmından sorumlu bulunduğunu ileri sürebilir ki, buna taksim def’i denir. Diğer taraftan, kefillerden her biri, kendi payından adi kefil gibi sorumlu olduğundan, alacaklıya karşı tartışma def’i ile rehnin paraya çevrilmesi def’ini de ileri sürebilir.

Adi birlikte kefalet nedir? Bu tür birlikte kefalet hangi borçlarda söz konusu olabilir?

Müteselsil Birlikte Kefalet

Müteselsil birlikte kefalet, kefillerin gerek kendi aralarında, gerek borçlu ile beraber müteselsilen sorumlu olmayı yüklenmiş (taahhüt etmiş) bulunmaları) halinde ortaya çıkan birlikte kefalet türüdür. Ancak böyle bir yüklenimin (taahhüdün) kefalet senedinden açıkça anlaşılması gerekir. Aksi halde, yani duraksama halinde (tereddüt edildiği takdirde), kefaletin adi birlikte kefalet olduğu kabul edilecektir.

Müteselsil birlikte kefalet nedir?

Müteselsil birlikte kefalette, kefillerden her biri borcun tamamından sorumludur (BK. m. 488). Bu itibarladır ki, alacaklının takip ettiği herhangi bir kefil taksim def’inde bulunamaz. Ancak, borcun tamamını ödemiş olan kefilin, kendi payından fazla ödediği miktar için, diğer kefillere başvurma (rücu etme) hakkı vardır.

Birlikte kefalet nedir? Gerçek anlamda birlikte kefaletten ne zaman söz edilebilir?

Kefile Kefalet

Kefile kefalet sözleşmesi alacaklı ile kefile kefil arasında yapılır. Burada kefil, alacaklıya karşı kefilin yüklenimine (taahhüdüne) güvence (garanti) verir. Kefile kefil adi kefil gibi sorumlu olacağından (BK. m. 489/I), alacaklı alacağını önce asıl borçludan veya kefilinden istemedikçe (talep etmedikçe), kefile kefilden isteyemez. Eğer, kefile kefil açıkça müteselsil olarak yüklenim (taahhüt) altına girmişse, pek tabii bu takdirde alacaklı doğrudan doğruya kefile kefil olana başvurma hakkına sahip olur.

Rücua Kefalet

Rücua kefalet sözleşmesi ise, asıl kefil ile rücua kefil arasında yapılır. Burada rücua kefil, borçludan rücu sebebiyle alacağını alamayan asıl kefilin bu alacağına güvence (teminat) verir (BK. m. 489/II). O halde, rücua kefil de asıl kefil gibi bizzat borçlunun edimine güvence (teminat) vermektedir. Fakat bu güvence, asıl kefilinki gibi alacaklıya karşı değil, bilakis asıl kefile karşı verilmektedir. Asıl kefil borcu alacaklıya ödediği zaman onun haklarına halef olur, yani borçluya karşı alacaklı durumuna geçer ve borçluya başvuru (rücu) olanağını kazanır. Borçluya başvuran (rücu eden) kefil, alacağını ondan alamazsa, bu takdirde rücua kefile başvurarak borçludan alamadığı alacağını ondan isteyecektir. Rücua kefalet kural olarak adi kefalet niteliğinde olduğundan, asıl kefil borçluyu takip etmeksizin doğrudan doğruya rücua kefile başvuramaz. Ancak, rücua kefaletin, aynen kefile kefalette olduğu gibi müteselsil kefalet şeklinde yapılması da mümkündür.

Kefile kefalet ve rücua kefalet ne demektir? Benzerlik ve farklılıklarını karşılaştırınız.

Bankalarda teminat mektuplarını güvenceye almak üzere yapılan kontr-garanti sözleşmesi niteliği itibariyle rücua kefaletten başka bir şey değildir.

Kefalet sözleşmesinin kaç türü vardır?

Kefilin Sorumluluğu

Kefilin sorumluluğu, kefalet senedinde rakam veya yazıyla gösterilmesi şart olan azami miktar ile sınırlıdır, bu miktarı asla geçemez. Zaten kefilin bu sınırlı sorumluluğu da ancak asıl borcun ödenmemiş olması halinde söz konusu olur.

Yaşamın İçinden örnek:

Kira Kefiline Müjde

Yargıtay, bir yıllık kira sözleşmesinin bittiği tarihte kefilin sorumluluğunun da sona ereceğini belirtti. Bir yıldan sonra ev sahibi kefilden hak talebinde bulunamayacak.
RADİKAL 15/11/2001

Kefilin sorumluluğunun kapsamına nelerin girmekte olduğu ise, BK. m. 490′da belirtilmiştir. Aşağıda bunlara kısaca değineceğiz:

Asıl Borç

Kefil her şeyden önce asıl borçtan sorumludur (BK. m. 490/I). Ancak, daha önce de belirtmiş olduğumuz gibi, kefilin borcu fer’i bir borç olduğundan, asıl borcun sona ermiş olması kefilin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldıracağı gibi, asıl borcun azalması da kefilin sorumluluğunun o oranda azalması sonucunu doğurur.

Borçlunun Kusur veya Temerrüdünün Kanuni Sonuçları

Borçlunun kusur veya temerrüdünün kanuni sonuçları da kefilin sorumluluğunun kapsamına girmektedir (BK. m. 490/I). O halde kefil, borçlunun borcunu kısmen veya tamamen ifa etmemesinden (ademi ifadan) dolayı alacaklının uğradığı zararları (olumlu zarar) ödemekle yükümlü olacaktır. Aynı şekilde kefil borçlunun temerrüde düşmüş olmasının kanuni sonuçlarına, yani gecikmiş ifadan dolayı zarar ziyan, kazadan sorumluluk ve para borçlarından temerrüt (gecikme) faizi ile ek (munzam) zararlardan da sorumludur. BK. m. 490/I’de kanuni sonuçlar denildiğine göre, kefilin akdi sonuçlardan dolayı sorumluluğu yoktur. Öyleyse kefil, taraflarca kararlaştırılmış olan cezai şarttan sorumlu olmaz.

Dava ve Takip Masrafları

Kefil asıl borçluya karşı açılmış bulunan davanın gerektirdiği giderlerden sorumludur (BK. m. 490/II). Maddede belirtilmemiş olmakla beraber, kefilin sorumluluğuna “takip giderlerinin” de girmekte olduğu genellikle kabul edilmektedir.

Ancak, kefilin takip ve dava giderlerinden sorumlu tutulabilmesi için, kendisine bu konuda ihtarda)bulunulmuş olması gereklidir. Bu itibarladır ki alacaklı, önceden kefile ihtarda bulunmaksızın borçluya karşı dava açmış veya takibe başlamışsa, bunların giderlerinden kefil sorumlu olmaz.

Faizler

Asıl borç için faiz kararlaştırılmış olan hallerde kefilin sorumluluğuna faizler de girer. Ancak, kefil sadece işlemekte olan faizler ile işlemiş olan faizlerden bir yıllığını ödemekle yükümlüdür (BK. m. 490/III).

Kefilin sorumluluğunun kapsamı nedir? Diğer bir deyimle kefilin sorumluluğuna neler girer?

Kefil ile Alacaklı Arasındaki İlişki

Kefil ile alacaklı arasındaki ilişkide önemli olan konu, savunma araçları, yani itiraz ve def’ilerdir. Kefilin alacaklı karşısında sahip bulunduğu def’iler; biri asıl borçluya, diğeri ise bizzat kendisine ait olmak üzere başlıca iki kategoriye ayrılır:

Asıl Borçluya Ait Def’iler

Kefil asıl borçluya ait olan, yani asıl borçlunun ileri sürebileceği bütün def’ileri ileri sürmek hakkına sahiptir, hatta bunları ileri sürmekle yükümlüdür (BK. m. 497/II); çünkü kendi kusuru olmaksızın bilgi sahibi olmadığını kanıtlamadıkça, bu def’ileri ileri sürmemiş olmaktan dolayı borçluya karşı başvurma (rücu) hakkını kaybeder (BK. m. 497/II). Kefil asıl borçla ilgili def’ileri, örneğin borcun muaccel olmadığını veya zamanaşımına uğramış bulunduğunu ileri sürebilir. Aynı şekilde kefilin, asıl borcun geçerli şekilde doğmamış olduğu veya halen sona ermiş bulunduğunu yolundaki itirazları ileri sürme hakkı da vardır.

Kefile Ait Def’iler

Kefilin asıl borçluya ait def’ilerden başka bizzat kendi şahsına ait def’ileri de vardır. Örneğin kefalet borcunun muaccel olmadığı def’i, adi kefalette tartışma ve rehnin paraya çevrilmesi def’ileri, adi birlikte kefalette taksim def’i bu tür def’ilerdendir. Bunlara kişisel def’iler deriz. Alacaklının da kefile karşı bir takım yükümlülükleri vardır. Alacaklı bu yükümlülüklerini yerine getirmediği takdirde, ya kefile başvurma hakkını kaybeder ya da kefilin kendisine ödemiş olduğu meblağı ona geri vermek zorunda kalır. Alacaklının yükümlülüklerini şöylece sıralayabiliriz: Alacağı güvence (teminat) altına almak üzere kefalet sırasında veya kefaletten sonra elde ettiği güvenceleri (teminatları) kefilin zararına olarak azaltmamak, elinde bulunan kanıtları elden çıkarmamak (BK. m. 500/I), alacağını kefilden aldıktan sonra, borçluya karşı başvurma (rücu) hakkını kullanmasına ve rehinleri paraya çevirmesine yarayan belgeleri kendisine teslim etmek ve taşınmaz rehninin kefile devri için gerekli işlemlerde bulunmak (BK. m. 499), iflas eden borçlunun iflas masasına katılmak ve iflastan hemen haberdar etmek (BK. m. 502).

Hayriye, Özlem’in Elvan’a olan 2 milyar liralık borcuna kefil olmuştur. Hayriye ile Elvan arasında ne tür bir ilişki vardır? Hayriye, Elvan’a karşı ne gibi def’iler ileri sürebilir? Elvan’ın yükümlülükleri nelerdir?

Kefil ile Borçlu Arasındaki İlişki

Kefilin borçluya karşı kanundan doğan bir takım hakları vardır. Bunları aşağıda kısaca belirteceğiz.

Borçludan Teminat İstemek

Borçlu, kefile karşı olan yüklenimlerine (taahhütlerine) aykırı davrandığı veya temerrüde düştüğü ya da kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra kefil için tehlike önemli derecede arttığı takdirde, kefil borçludan güvence (teminat) istemek hakkına sahip olur (BK. m. 503). Borçludan istenilen güvence (teminat) bir rehin olabileceği gibi, rücua kefalet şeklinde kişisel bir güvence (teminat) de olabilir

Yükleniminden Kurtarılmasını İstemek

Yukarıda incelediğimiz BK. m. 503 hükmünde öngörülmüş olan durumlarda asıl borç muaccel olduğu takdirde kefil, güvence (teminat) isteme yoluna gitmeyerek kendisinin yükleniminden (kefaletten) kurtarılmasını isteyebilir.

Borçluya Rücu Etmek

Kefil yerine getirdiği şey (ödediği meblağ) oranında alacaklının haklarına halef olur (BK. m. 496). Kefilin alacaklının haklarına halef olması demek, ödediği meblağ oranında onun yerine geçerek, yani alacaklı sıfatıyla borçluya başvurabilmesi demektir. O halde rücu, kefilin borçluya yönelerek onun yerine alacaklıya ödediği meblağı ondan (borçludan) istemesi demektir.

Kefilin alacaklının haklarına halef olması, kanundan dolayı gerçekleşir. Bu halefiyet kuralından önceden feragat edilemez (BK. m. 496). Kefilin borçluya başvurabilmesi (rücu edebilmesi) için, borçluya ait olan def”ileri alacaklıya karşı ileri sürmüş olması (BK. m. 497/II) ve alacaklıya yaptığı ödemeden borçluyu haberdar etmiş bulunması (BK. m. 489) zorunludur. Bu iki yükümünü yerine getirmemiş olan kefilin borçluya başvuru (rücu) hakkı yoktur.

Mukaddes, Nazmiye’nin Hakan’a olan 500 milyon liralık borcuna kefil olmuştur. Mukaddes ile Nazmiye arasında ne tür bir ilişki vardır? Mukaddes, Nazmiye’den neler talep edebilir?

Kefalet Sözleşmesinin Sona Ermesi

Kefalet sözleşmesi, asıl borcun örneğin ifa, imkansızlık, takas gibi sebeplerle ortadan kalkmış olması halinde sona erer (BK. m. 492). Diğer taraftan, bizzat kefalet sözleşmesine özgü olan sona erme halleri de vardır ki, biz burada bunlar üzerinde duracağız. Bu hallerde asıl borç devam etmekte olmasına karşın kefalet sözleşmesi ortadan kalkmış olur.

Belirli Süreli Kefalette

Kefalet sözleşmesi belirli bir süre için yapılmış, yani kefil belli bir süreyle kefil olmuşsa, kefalet bu sürenin geçmiş olmasıyla birlikte hemen kendiliğinden sona ermez. Alacaklı, bu sürenin bitimi izleyen bir ay içinde icraya veya mahkemeye başvurarak hakkını takip eder ve takibatına ara vermezse, kefalet devam eder; aksi halde bir aylık sürenin bitiminde sona erer (BK. m. 493).

Belirsiz Süreli Kefalette

Kefalet sözleşmesi belirli bir süre için yapılmamışsa, yani kefil belirsiz bir süreyle kefil olmuşsa, alacaklıdan asıl borç muaccel olduktan sonra bir ay içinde icra veya mahkemeye başvurarak hakkını takip etmesini ve takibatını aralıksız surette devam ettirmesini isteyebilir (BK. m. 494/I). Alacaklı kefilin bu istemini yerine getirmez yani takibata girişmez veya takibatı ara vermeksizin sürdürmezse, kefalet sona erer. Eğer kefalet edilen borç alacaklının ihbarı ile muaccel olacak ise, kefil kefalet sözleşmesinin yapıldığı tarihten bir yıl sonra alacaklıdan bu ihbarı yapmasını ve bundan sonra takibata geçmesini, takibatı ara vermeksizin devam ettirmesini isteyebilir. Alacaklı, kefilin bu istemini yerine getirmezse, kefalet sona erer, yani kefil kefaletten kurtulur (BK. m. 494/II).

Memur ve Hizmetliler İçin Kefalette

Bir resmi memura belli olmayan bir süre için kefil olan kimse, her üç yılda bir ertesi yıl sonunda geçerli olmak üzere kefalet sözleşmesini feshettiğini bildirebilir (ihbar edebilir). Bir hizmetli (müstahdem, çalıştırılan) için verilmiş olan kefalet üç yıl devam ettiği takdirde, hüküm yine böyledir (BK. m. 495).

Gökhan, Bülent’in Tolga’ya olan 1 milyar liralık borcuna iki yıl süre ile kefil olmuştur. Gökhan’ın kefilliği ne zaman sona erer? Kefalet süresiz olsaydı durum değişir miydi?

FİNANSAL KİRALAMA SÖZLEŞMESİ

Finansal kiralama sözleşmesinin tanımını verebilmek, finansal kiralama sözleşmesinin taraflarını ve bunların yükümlülüklerini kavrayabilmek, sözleşmenin sona erme nedenlerini saptayabilmek

Kavram

Kelime karşılığı kiralama olan leasing, ilk defa 1930′lu yıllarda ABD’de yatırım ve finansman sağlamak amacıyla ortaya çıkmıştır. Türk hukukuna da 1985 yılında finansal kiralama adıyla girmiştir. 28. 06. 1985 tarih ve 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu ve ona uygun olarak çıkarılan iki yönetmelikle finansal kiralamanın yasal çerçevesi oluşturulmuştur.

Finansal kiralama (leasing) sözleşmelerinin esası, malın mülkiyet hakkı ile ekonomik olarak işe yararlılığının birbirinden ayrılması, malın hukuki sahibi ile ekonomik sahibinin farklı kişiler olmasıdır. Şöyle ki, bir yatırım malının gelecekteki kullanıcısı (lessee), bir finans kurumuna (lessor) başvurarak ondan, özelliklerini belirlediği yatırım malını kendi adına satın almasını ve bu malın tüm hasar riskini de kapsayacak biçimde kullanımını kendisine devretmesini ister. Bunun karşılığında da malın satın alınma bedeli, masraf faiz ve finans kurumunun kârından oluşan finansal kiralama (leasing) bedelini ödeme borcunu üstlenir. Kullanıcı tarafından üstlenilen ödemeler, malın ekonomik ömrüne karşılık oluşturacak şekilde taksitler halinde ifa edileceğinden, yatırımcı, ödemelerini malı işletmekle elde edeceği kazançtan yapabilecektir. Böylece, bir üretim malını finansal kiralama (leasing) sözleşmesi yapmak suretiyle sağlayan yatırımcı, malın ekonomik olarak işe yararlılığını elde edip, finansman güçlüklerinden kurtularak yeni alanlara yönelebilecek; finans kurumu da sözleşme konusu malın mülkiyet hakkına sahip olmak suretiyle ödemeleri güvence altına almış olacaktır.

Yaşamın İçinden örnek:

Leasing’ci yara sardı Leasing şirketleri Türkiye’de ve dünyada yaşanan krizde müşteri portföylerini ihracat yapan ve döviz girdisi sağlayan firmalardan oluşturmaya çalışıyor RADİKAL 28/11/2001

Finansal Kiralama Kanunu finansal kiralamayı şöyle tanımlamaktadır: “Kiralayanın, kiracının talebi ve seçimi üzerine üçüncü kişiden satın aldığı veya başka suretle temin ettiği bir malın zilyetliğini, her türlü faydayı sağlamak üzere ve belirli bir süre feshetmemek şartı ile bedeli karşılığında, kiracıya bırakmasını öngören bir sözleşmedir”.

Finansal kiralama sözleşmesi nedir? Finansal kiralama sözleşmesi nerede düzenlenmiştir?

Finansal Kiralama Sözleşmesinin Esaslı Unsurları

Yukarıdaki tanıma göre, finansal kiralama sözleşmesinin esaslı unsurları, finansal kiralama konusu mal, finansal kiralama bedeli, feshedilmezlik süresi ve taraflar arasındaki anlaşmadır. Bunları ayrı ayrı ele alacağız.

Finansal Kiralama Sözleşmesinin Esaslı Unsurları

Finansal Kiralama Konusu Mal

Finansal kiralama sözleşmesinin konusuna taşınır ve taşınmaz mallar girer. Buna karşılık, patent, marka gibi fikri ve sınai haklar sözleşmenin konusu olamazlar (FKK. m. 5). Finansal kiralama konusu malların yatırım veya tüketim malı olması açısından kanunda herhangi bir ayrım yapılmamıştır. Ancak, sözleşme konusu malın zilyetliğinin her türlü faydalanmayı sağlayacak şekilde kiracıya bırakılacağını öngören FKK. m. 4 ve 13, sözleşmenin dört yıl süreyle feshedilemeyeceğini öngören FKK. m. 7 ve sözleşme süresi sonunda malın kiracı tarafından satın alınmasına olanak veren FKK. m. 9 hükümleri bir arada değerlendirildiğinde, kanunda düzenlenmiş bulunan sözleşme tipinin yatırım mallarını, yani üretici bir işleve sahip olan malları kapsadığı sonucuna varılabilir. Bu itibarla otomobil, buzdolabı, televizyon gibi dayanıklı tüketim mallarının kişisel kullanıma özgülenmesinin söz konusu olduğu finansal kiralama sözleşmeleri kanununun kapsamına girmez.

Kiralayan şirket, sözleşme konusu malı kiracının talebi ve seçimi üzerine üçüncü kişiden satın alabilir veya başka bir şekilde sağlayabilir. Kiracı, bir piyasa araştırması yaparak malı ve özelliklerini belirledikten sonra kiralayan şirkete başvurarak malı finanse etmesini ister, kiralayan şirket de malı üçüncü kişiden sağlayarak zilyetliğini kiracıya devreder. Kiralayan şirketin malı üçüncü kişiden sağlayarak kiracıya teslimini gerçekleştirmesi, finansal kiralama sözleşmesinin ayırt edici özelliklerindendir. Bu itibarla, kiralayan şirketin sözleşmenin başlangıcından itibaren stoklarında bulundurduğu kendine ait malın zilyetliğini kiracıya devretmesi yüklenimini içeren bir sözleşme, şartlara göre ya satım ya da kira sayılır ve böylece de finansman amacını ve finansal kiralama sözleşmesi olma özelliğini kaybeder. Kiracı, kiralayan şirketin zilyetliğini kendisine devrettiği malı sözleşmenin amacına uygun olarak her türlü yararı sağlamak üzere, sözleşmede öngörülen şartlara ve hükümlere göre özenle kullanır.

Finansal kiralama sözleşmesinin konusuna neler girer? Tarafları kimlerdir?

Finansal Kiralama Bedeli

Finansal kiralama karşılıklı (ivazlı) bir sözleşmedir. Kiralama bedelini ve ödemelerin yapılacağı dönemleri taraflar belirler. Kiralama bedeli Türk lirası veya Merkez Bankasınca alım satımı yapılan döviz cinsinden belirlenebilir. Yurt dışından yapılacak finansal kiralamalarda ise kiralama bedeli 25. 000 Amerikan Doları karşılığı Türk lirasından az olamaz. Bu miktarı artırmaya veya eksiltmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir (FKK. m. 6). Kiralama bedelinin kapsamına faiz, masraflar, kiralayanın kârı ve malın satın alınma bedeli girer.

Feshedilmezlik Süresi

Finansal Kiralama Kanunu sözleşmelerin en az dört yıl süreyle feshedilemeyeceğini öngörmektedir (m. 7). Hangi hâllerde bu sürenin kısalacağı, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir. Kanunun, sözleşmenin dört yıl içinde feshedilemeyeceğini öngören hükmünü, kanunda yer alan fesih sebepleri dışında feshin mümkün olmaması şeklinde anlamak gerekir. Diğer bir deyişle, dört yıllık feshedilmezlik süresi, sözleşmenin Kanunun 23. ve 24. maddelerine dayanılarak sona erdirilmesine engel olamaz. Sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olmadıkça, feshedilmezlik süresi, sözleşme konusu malın kiracıya teslimi ile başlar.

Anlaşma

Anlaşma, tarafların sözleşme konusu malın belirli bir süreyle feshedilmemek üzere her türlü faydalanma hakkının kiracıya bırakılması, bunun karşılığında da kiracının belirli bir bedel ödemesi konusunda uyuşmaları demektir (FKK. m. 4). Bedel, malın kullanılması karşılığı olarak ödenmemektedir, yani bedel ödeme borcu ile maldan yararlanma hakkı birbirinden tamamen bağımsızdır. Bu itibarladır ki, maldan faydalanmak mümkün olamasa bile bedel ödeme borcu varlığını korur. Taraflardan kiralayan, kredi kurumu niteliğinde olan bir anonim şirkettir. Kiralayan şirketin kuruluşu, şube açması veya yabancı bir şirketin Türkiye’de şube açması, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın bağlı bulunduğu Bakanlığın ön iznine tâbidir. Finansal kiralama işiyle uğraşan şirketlerin ödenmiş sermayeleri bir milyar Türk Lirasından az olamazken, yabancı şirketlerin Türkiye’de şube açmaları hâlinde bu miktar, en az iki milyon Amerikan Doları karşılığı Türk Lirası kadar olmak zorundadır.

Kiracı için Finansal Kiralama Kanununda herhangi bir sınırlama yapılmamakla beraber, finansal kiralama sözleşmesinin konusu bir yatırım malı olduğundan, kiracının da bir yatırımcı olması gerekecektir. Diğer bir deyişle kiracı durumundaki kullanıcı, genellikle belli bir alanda üretim yapan bir işletmenin sahibi olan kimsedir.

Taraflar arasındaki finansal kiralama sözleşmesinin noterlikçe resen düzenleme biçiminde resmi şekilde yapılması gereklidir. Ayrıca, konusu taşınır mal olan sözleşme, kiracının yerleşim yeri noterliğinde tutulan özel sicile tescil edilirken, konusu taşınmaz mal olan sözleşme, taşınmazın bulunduğu tapu kütüğünün beyanlar hanesine, konusu gemi olan sözleşme ise, gemi siciline şerh edilir (FKK. m. 8/I). Üçüncü kişilerin tescil veya şerhten sonra finansal kiralama konusu mal üzerinde ayni hak edinmeleri kiralayana karşı ileri sürülemez (FKK. m. 8/II). Bu hâlde, finansal kiralama sözleşmesinin sicile şerhi ya da tescili üçüncü kişilerin iyi niyetini ortadan kaldıran bir işleve sahiptir.

Finansal kiralama şirketi olan (A), kiracı (B)’ye aylık 500. 000 lira karşılığında iş yerinde kullanacağı iş makinelerini sağlamayı yüklenmiştir. (A) şirketi ne tür bir şirkettir? Sözleşme hangi şekilde yapılmalıdır? Sözleşmenin esaslı unsurları nelerdir? (A), bir yıl sonra kanunda belirtilen sebepler dışında sözleşmeden dönebilir mi?

Finansal Kiralama Sözleşmesinin Hükümleri

Taraflardan birinin borçları diğer tarafın haklarını oluşturduğundan, burada sadece tarafların borçlarını belirtmekle yetineceğiz.

Kiracının Borçları

- Kiracının temel borcu, kiralama bedelini ödemektir (FKK. m. 6). Bedeli ödemede temerrüde (direnime) düşen kiracıya karşı, kiralayanın sözleşmeyi feshetme hakkı bulunmaktadır (FKK. m. 23).
- Kiracı sözleşme konusu malı, sözleşmede ön görülen şart ve hükümlere uygun olarak özenle kullanmalıdır (FKK. m. 13).
- Sözleşme konusu malın bakım, onarım ve korunmasından kiracı sorumludur. Ancak, aksi sözleşmede kararlaştırılabilir (FKK. m. 13).
- Malın hasar ve yok olmasından da kiracı sorumludur. Ancak, bu sorumluluk hasar ve yok olmadan doğan zararın sigorta tarafından karşılanmayan kısmı ile sınırlıdır (FKK. m. 14).
- Kiracı, sözleşme konusu malın zilyetliğini bir başkasına devredemez (FKK. m. 15).
- Kiralayan tarafından sigorta ettirilen mala ilişkin sigorta primlerini ödeme borcu da kiracıya aittir (FKK. m. 17).
- Finansal kiralama sözleşmelerine, sözleşme sonunda kiracının malı satın alacağına dair hüküm konulması mümkündür (FKK. m. 9). Eğer, sözleşmede satın alma hakkına ilişkin hüküm yoksa veya hüküm bulunmakla beraber kiracı bu hakkını kullanmamışsa, sözleşme sonunda, malı kiralayana derhal geri vermekle yükümlüdür (FKK. m. 24).

Finansal kiralama sözleşmesinde, kiracının borçları nelerdir?

Kiralayanın Borçları

- Kiralayanın temel borcu, sözleşme konusu malı satın alarak veya başka bir şekilde sağlayarak zilyetliğini kiracıya bırakmaktır (FKK. m. 4, 16).
- Kiralayan, kiracının malı sözleşme süresince her türlü yararı elde edecek şekilde kullanmasına katlanmak zorundadır (FKK. m. 4, 13).
- Sözleşme süresi boyunca malın mülkiyeti kiralayanda kalmakta, fakat malı sigorta ettirme yükümlülüğü de ona ait olmaktadır (FKK. m. 17).
- Sözleşmede aksi öngörülmemişse kiralayan, malın mülkiyetini üçüncü bir kişiye devredemez. Taraflar, malın mülkiyetinin üçüncü bir kişiye devredilebileceğini kararlaştırmışlarsa, mülkiyet ancak finansal kiralama işiyle uğraşan bir kuruma devredilebilir. Devralan, sözleşme hükümlerine uymakla yükümlü olduğu gibi, kiralayan da malı devredeceği zaman kiracıyı haberdar etmek zorundadır. Aksi takdirde devir kiracıya karşı hüküm doğurmaz (FKK. m. 18).

Finansal kiralama sözleşmesinde kiralayanın borçları nelerdir?

İflâs ve İcra Takibinin Sözleşmeye Etkisi

Kiracının iflâsı hâlinde iflâs memuru, iflâs bürosunun oluşumundan önce finansal kira konusu malların iflâs masası dışında tutulmasına karar verir. Kiracının icra takibine uğraması hâlinde ise icra memuru, söz konusu malların takibin dışında tutulmasına karar verir (FKK. m. 19). Kiralayanın iflâsı hâlinde sözleşme sona ermeyip kararlaştırılan süre sonuna kadar iflâs masasına karşı geçerliliğini sürdürür. Kiralayanın icra takibine uğraması hâlinde ise, finansal kiralama konusu mallar, sözleşme süresince haczedilemez (FKK. m. 20).

Finansal Kiralama Sözleşmesinin Hukuki Niteliği

Finansal kiralama sözleşmesinin yukarıda belirtmiş olduğumuz tüm unsurlarını ve hükümlerini göz önünde bulundurarak varılacak sonuç, bu sözleşmenin kullandırma amacı güden kendine özgü (sui generis) bir sözleşme olduğudur. Finansal Kiralama Kanunu’nda sözleşmenin hukuki niteliği konusunda açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bununla beraber, kanundaki düzenlemenin yetersiz kaldığı durumlarda, sözleşmeye uygulanacak ve uygulanmayacak hükümler gösterilmek suretiyle hukuki nitelik ortaya konmaya çalışılmıştır (FKK. m. 26, 27).

Finansal Kiralama Sözleşmesinin Sona Ermesi

Sözleşmenin Kendiliğinden Sona Ermesi

Sözleşme, süresinin dolması (FKK. m. 21), kiralayan şirketin tüzel kişiliğinin sona ermesi, kiracının iflâsı ya da aleyhine yapılan icra takibinin semeresiz kalması, kiracının ölümü veya fiil ehliyetini kaybetmesi ve işletmesini tasfiye etmesi hâllerinde kendiliğinden sona erer. Ancak, sözleşmede aksinin kararlaştırılması mümkündür (FKK. m. 22). Sözleşme sona erdiğinde sözleşmeden doğan satın alma hakkını kullanmayan veya bu hakkı bulunmayan kiracı, malı derhal geri vermekle yükümlüdür (FKK. m. 24).

Finansal kiralama sözleşmesi hangi durumlarda kendiliğinden sona erer?

Sözleşmenin Taraflardan Birinin Feshi İle Sona Ermesi

Kiralayan, finansal kiralama bedelini ödemede temerrüde düşen kiracıya otuz günlük bir süre verir. Bu süre içinde de bedel ödenmezse kiralayan, sözleşmeyi feshedebilir (FKK. m. 23).

Bunun dışında, taraflardan birinin sözleşmeye aykırı davranışta bulunduğu hâllerde, bu aykırılık nedeniyle diğer taraftan sözleşmeyi devam ettirmesinin beklenemeyecek olduğu durumlarda da sözleşme feshedilebilir (FKK. m. 23/II). Sözleşmenin kiralayan tarafından feshi hâlinde, kiracı malı kiralayana teslim etmek ve vadesi gelmemiş kiralama bedellerini ödemekle yükümlü olduğu gibi, ayrıca kiralayanın bunu aşan zararından da sorumludur (FKK. m. 25). Sözleşmenin kiracı tarafından feshedilmesi durumunda ise, kiracı sözleşme konusu malı geri vermekle yükümlü olmakla beraber, fesih sebebiyle uğradığı zararın tazminini (giderilmesini) kiralayandan isteyebilir.

Sözleşmeden Dönme

Kiralayanın kiralanacak malın satıcısı ya da yapımcısı ile zamanında sözleşme yapmaması veya gerekli ödemeyi zamanında yerine getirmemesi yüzünden yahut diğer sebeplerle kiralanacak malı kiracıya teslim edememesi hâlinde, kiracı BK. m. 106 hükmü uygulanarak sözleşmeden dönebilir.

Finansal kiralama sözleşmesinden dönme hangi durumda söz konusu olabilir?

FRANCHISE SÖZLEŞMESİ

Franchise sözleşmesinin tanımını verebilmek, franchise sözleşmesinin taraflarını ve bunların yükümlülüklerini kavrayabilmek, Sözleşmenin sona erme nedenlerini saptayabilmek

Kavram

Franchising, özellikle 1970′li yıllardan sonra dünyada yaygınlaşan bir ticari ilişki şeklidir. Franchising bir kimsenin, başkasının ilke ve buyruklarına (talimatlarına) uyarak ve bir bedel karşılığında onun ürününü ya da hizmetini (servisini) değerlendirerek pazarlama imtiyazı sağlamasıdır. Franchise sözleşmesi ile, kendi adına ve hesabına hareket eden bağımsız işletmeci piyasada isim yapmış bir pazarlamacının tüm tanınmış özelliklerinden yararlanma hakkını ve yükümünü devralır. Ülkemizde özellikle, ünlü markaların oto tamir servisleri, fast-food şirketleri ve benzin istasyonları franchise sözleşmesi kapsamında etkinlik göstermektedirler.

Yaşamın İçinden örnek:

Dünyada yaygın olan düşünceye göre, franchising’in ana vatanı ABD sanılsa da, bu işlemin M. Ö. 200′lerde Çin’de görüldüğü ve ilk olarak da 17. yy. da İngiltere’de ortaya çıktığı bilinmektedir. Türkiye pazarına franchise vererek giren ilk şirketler arasında, Mc Donald’s, Pizza Hut, Fried Chicken ve Burger King gibi fast-food alanında dünyaca tanınan hazır yiyecek şirketleri sayılabilir.
http://www. franchising-tr. com

Franchise sözleşmesi, Borçlar Kanunu’nda ve başka bir kanunda düzenlenmediğinden isimsiz sözleşmeler arasında yer alır. Bu sözleşmede franchise alanın sürümü artırma yükümlülüğü, franchise verenin franchise alana sınai haklarını kullandırma, tavsiyelerde bulunma yükümleri, sözleşme süresince sürekli olan yükümlerdir. Bu nedenle franchise sözleşmesi sürekli olarak yerine getirilecek borç ilişkisi içeren bir sözleşmedir.

Franchise Sözleşmesinin Hükümleri

Franchise sözleşmesinin hükümlerini, önce “franchise verenin borçları”, sonra da “franchise alanın borçları” başlığı altında inceleyeceğiz.

Franchise Verenin Borçları

Maddi Olmayan Malları Franchise Alana Kullandırma

Bu sözleşmede franchise veren, kendisine ait olan üretim, işletme ve pazarlama sistemini, bu sistemin kapsamını oluşturan marka, işletme adı, mal ya da hizmetleri tanıtıcı diğer işaretler, üretim, işletme ve pazarlama alanında sahip olunan sırlar ya da teknik ve mesleki bilgiler gibi fikri ve sınai unsurlarla beraber, franchise alana kullandırmakla yükümlüdür.

Franchise Alanı Destekleme

Franchise veren, franchise alanı, bu sıfatla sürdüreceği ticari etkinlikte sürekli olarak desteklemekle yükümlüdür. Bu yükümlülüğün konusunu franchise alanın, ilgili üretim, işletme ve pazarlama sisteminden verimli bir şekilde yararlanabilmesi için gerek duyduğu yardımın, danışma hizmeti, eğitim vb. yollarla sunulması oluşturur.

Franchise verenin borçları nelerdir?

Franchise Alanın Borçları

Mal ya da Hizmetlerin Sürümünü Yapmak ve Artırmak

Franchise sözleşmesinin amacı, sözleşme konusu malların ya da hizmetlerin üçüncü kişilere sürümünün sağlanması olduğundan franchise alan, kendi ad ve hesabına çalıştığı işletmesinde basiretli (öngörülü) bir tacirden beklenebilecek özenle faaliyet göstererek amaçlanan sürümü sağlamak ve artırmakla yükümlüdür.

Kendisine Sunulan Maddi Olmayan Malları Kullanmak

Franchise alan, sürümü yapma ve artırma faaliyetini gerçekleştirirken kendisine sağlanan üretim, işletme ve pazarlama sisteminde yer alan maddi olmayan malları (ad, marka, işaret, know-how vb. ) fiilen kullanmakla yükümlüdür.

İşletme ve Pazarlama Ülkelerine Uyma

Franchise alan, franchise verenin sistemin birliğini ve sunulan mal veya hizmetlerin belli bir kalite ve standartta olmasını sağlamak amacıyla belirlemiş ve sözleşmenin kurulması sırasında kendisine bildirmiş olduğu ilke ve kurallar ile sistemin amacı çerçevesinde franchise verenin sonradan bildireceği buyruklara (talimata) uymakla yükümlüdür.

Ücret Ödeme

Franchise alan, franchise verenin maddi olmayan malları kullandırma ve kendisini destekleme yükümüne karşılık olarak sürümü sağlama ve artırma yükümünün yanında ücret ödemekle de yükümlüdür.

Franchise alanın borçları nelerdir?

Franchise Sözleşmesinin Sona Ermesi

Sözleşme Süresinin Sona Ermesi

Franchise sözleşmesi genellikle, sürekli edimlerin yerine getirilmesi için gerekli olan ve taraflarca kararlaştırılan belli bir süre için kurulur ve sürenin sonunda da kural olarak kendiliğinden sona erer.

Olağan Fesih

Fesih, sürekli borç ilişkisi içeren sözleşmelerde, sözleşmenin taraflardan birisince geleceğe etkili olarak sona erdirilmesidir. Sözleşmenin bir sebebe dayandırılarak sona erdirilmesinde olağanüstü, sebepsiz sona erdirilmesinde ise olağan fesih söz konusu olur. Olağan feshin söz konusu olabilmesi için sözleşmenin belirsiz süreli olarak yapılmış olması gerekir. Ancak sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olması kaydıyla, belirli süreli franchise sözleşmelerinin de olağan fesih ile sona erdirilmesi mümkündür.

Olağanüstü Fesih

Franchise sözleşmesi sürekli borç ilişkisi kuran bir sözleşme olarak, haklı sebeplerin varlığı halinde olağanüstü fesih yoluyla derhal sona erdirilebilir. Sözleşmenin bu yolla sona erdirilmesi, taraflarca öngörülmeyen durumların ortaya çıkması ya da taraflardan birinin borçlarını yerine getirmemesi gibi, onlardan sözleşmeyi devam ettirmelerini beklemenin dürüstlük kuralına göre haklı kılınmadığı durumlarda mümkündür.

Diğer Sona Erme Sebepleri

Taraflardan birinin ölümü, iflası, ehliyetini kaybetmesi hallerinde de franchise sözleşmesi kural olarak kendiliğinden sona erer.

Franchise sözleşmesi hangi hallerde sona erer?

FACTORİNG SÖZLEŞMESİ

Factoring sözleşmesinin tanımını verebilmek, factoring sözleşmesinin taraflarını ve bunların yükümlülüklerini kavrayabilmek, sözleşmenin sona erme nedenlerini saptayabilmek

Kavram

Factoring, müşterinin üçüncü kişilerden olan alacaklarının, factoring şirketi tarafından bedeli peşin ödenerek satın alınmasıdır. Factoring sözleşmesi sadece kısa vadeli alacaklar için söz konusudur. Factoring diğer finansman araçlarından farklıdır. Factoringde satıcı, alacaklarını factoring sözleşmesi ile factor’a satar ve bununla birlikte alacakların tahsil edilememe riskini de factor’e devreder. Factoring şirketi, söz konusu alacakları satın ve devir alırken alacakların tahsil edilememesi riski ile borçlunun muhasebesinin tutulması, ihtar işlemleri gibi hizmetleri de “factoring harcı” denilen bir komisyon karşılığında üstlenir.

Yaşamın İçinden örnek:

Factoring’in tarihçesinin Babilliler’e, Fenikeliler’e ve eski Roma’ya kadar gittiği ileri sürülmektedir.

Verilen tanımdan da anlaşılacağı gibi factoring sözleşmesinde üç ilgili taraf bulunmaktadır:
- Factoring şirketi (factor): Müşterinin alacaklarını, karşılığını peşin olarak ödeyerek devir ve satın alan şirket.
- Müşteri (satıcı): Alacaklarını factoring şirketine devreden işletme.
- Borçlu: Müşterinin alacaklı olduğu işletme ya da kişi. Factoring sözleşmesi, bir borçlar hukuku sözleşmesi olmakla beraber Borçlar Kanunu’nda düzenlenmemiştir. Bu işlem için özel bir yasal düzenleme de bulunmamaktadır. Ancak kanunda yer alan çeşitli sözleşmelerin unsurlarını yapısında birleştirmesi itibariyle karma tipli bir sözleşmedir.

Factoring Sözleşmesi Türleri

Factoring sözleşmelerini temelde iki gruba ayırarak incelemek mümkündür:

Gerçek (Tam) Factoring Sözleşmesi: Bu tür factoring sözleşmesinde müşteri yalnızca alacağın varlığından sorumlu kalmakta, buna karşılık alacağın sağlamlığından sorumluluk factoring şirketine ait olmaktadır. Başka bir deyişle, borçlunun ödeme yapmaması riskini factoring şirketi üstlenmektedir.

Gerçek Olmayan Factoring Sözleşmesi: Bu türde gerçek factoring sözleşmesinin aksine, factoring şirketi borçlunun ödememesi, yani alacağın tahsil edilememesi riskini üstlenmemektedir. Üçüncü kişi olan borçlunun ödememesine ilişkin risk karşısında sorumluluk müşteride kalmaktadır. Gerçek factoring sözleşmesinde, factoring şirketinin alacağın tahsil edilememesi riskini üstlenmesi, alacağın temlikinin bir bedel karşılığında yapılmasını düzenleyen BK. m. 169 hükmüne uygun düşmektedir. Dolayısıyla da, avans (peşin ödeme) işleminin niteliği gerçek factoring sözleşmesinde de satım olarak ortaya çıkmaktadır.

Gerçek olmayan factoring sözleşmesinde ise, factoring şirketinin söz konusu riski üstlenmemesi ve bu riskin müşteride kalması avans işleminin ödünç olarak nitelendirilmesi sonucunu doğurmaktadır. Böylece de, factoring sözleşmesinin çekirdek kısmını gerçek factoring sözleşmesinde satım unsuru, gerçek olmayan factoring sözleşmesinde ise ödünç unsuru oluşturmaktadır. Satım unsuruna BK. ‘nun satım sözleşmesine ilişkin hükümleri, ödünç unsuruna ise ödünç sözleşmesine ilişkin hükümler uygulanır. Factoring sözleşmesi türlerinin hepsinde ortak olan hizmet (iş görme) unsuruna ise BK. ‘nun vekalet sözleşmesine ilişkin hükümleri nitelikleri uygun olduğu ölçüde uygulanır. Ayrıca, factoring sözleşmesi temelde bir alacağın temliki (devri) işlemini içermektedir. Şöyle ki, müşteri tüm alacaklarını factoring sözleşmesi ile factoring şirketine temlik etmektedir. İşte söz konusu toplu temlik işlemine de BK. md. 162 vd. hükümlerde düzenlenmiş bulunan alacağın temlikine ilişkin hükümler uygulanır. Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı gibi, factoring sözleşmesinin Borçlar Kanunu ile ya da özel bir kanun ile düzenlenmemiş olması, bu sözleşmenin yapılması ve uygulanması için gerekli yasal çerçevenin bulunmadığı anlamına gelmemektedir. Sözleşmenin her bir unsuruna ilgili kanun hükmü uygulanabilmektedir.

Factoring türleri nelerdir? Bunlar arasındaki farklılıkları boş bırakılan yerlere yazınız.

Özet

Vekalet Sözleşmesinin tanımını verebilmek, Vekalet sözleşmesinin taraflarını ve bunların yükümlülüklerini kavrayabilmek, Sözleşmenin sona erme nedenlerini saptayabilmek

Vekalet sözleşmesiyle vekil, vekalet verene karşı bir işin idaresini veya bir hizmetin görülmesini üstlenir. Vekalet sözleşmesi ücretli olabileceği gibi ücretsiz de olabilir. Vekil kural olarak üstlendiği işi bizzat yapmak zorundadır, başkasına yaptıramaz. Ancak kanunda belirlenen ayrık durumlarda, o işi başkasına yaptırabilir.

Vekalet sözleşmesi, diğer sözleşmeler gibi normal sona erme sebepleriyle ortadan kalkabilir. Ayrıca vekalet sözleşmesine özgü sona erme sebebi olan azil veya istifa sebebiyle de vekalet sözleşmesi sona erebilir. İstifa, vekilin tek taraflı irade açıklaması ile sözleşmeyi sona erdirmesidir. Azil ise, vekalet verenin tek taraflı irade açıklaması ile vekilin görevine son vermesidir.

Kefalet Sözleşmesinin tanımını verebilmek, Kefalet sözleşmesinin taraflarını ve bunların yükümlülüklerini kavrayabilmek, Sözleşmenin sona erme nedenlerini saptayabilmek

Kefalet, teminat (güvence) amacını güden sözleşmelerdendir. Kefalet sözleşmesiyle kefil borçlunun borcunu ifa etmemesi halinde bundan şahsen sorumlu olmayı alacaklıya taahhüt eder. Kefalet borcu ancak geçerli bir asli borcun mevcudiyeti halinde hüküm ifade ettiğinden “fer’i” borçtur. Kefalet borcu aynı zamanda “tali” bir borçtur; zira önce asıl borçlunun takip edilmesi ve borç asıl borçlu tarafından ödenmezse ondan sonra kefile başvurulması gerekir. Kefalet sözleşmesinin geçerli olarak doğabilmesi için, geçerli bir asli borcun mevcut olması, kefilin ehliyeti, sözleşmenin yazılı olarak yapılması ve kefilin sorumlu olacağı tutarın belirtilmiş bulunması gerekir. Kefil asıl borçlu ile birlikte, borçlunun kusur veya temerrüdünün kanuni sonuçlarından, dava ve takip masraflarından ve faizlerden sorumludur.

Finansal kiralama sözleşmesinin tanımını verebilmek, finansal kiralama sözleşmesinin taraflarını ve bunların yükümlülüklerini kavrayabilmek, sözleşmenin sona erme nedenlerini saptayabilmek

Finansal kiralama sözleşmesinin esası, malın mülkiyet hakkı ile ekonomik olarak işe yararlılığının birbirinden ayrılması, malın hukuki sahibi ile ekonomik sahibinin farklı kişiler olmasıdır. Finansal kiralama sözleşmesi kiralayanın, kiracının istemi ve seçimi üzerine üçüncü kişiden satın aldığı veya başka şekilde sağladığı malın zilyetliğini, her türlü faydayı sağlamak üzere ve belli bir süre feshetmemek şartı ile bedeli karşılığında, kiracıya bırakmayı öngördüğü bir sözleşmedir. Finansal kiralama sözleşmesinin esaslı unsurları; finansal kiralama konusu mal, finansal kiralama bedeli, feshedilmezlik süresi ve taraflar arasındaki anlaşmadır.

Kiracının temel borcu, kiralama bedelini ödemek, kiralayanın temel borcu ise, sözleşme konusu malı satın alarak veya başka şekilde sağlayarak zilyetliğini kiracıya bırakmaktır. Finansal kiralama sözleşmesi, süreli ise kendiliğinden sona erebileceği gibi, taraflardan birinin feshi ve sözleşmeden dönmesi gibi nedenlerle sona erer.

Franchise sözleşmesinin tanımını verebilmek, franchise sözleşmesinin taraflarını ve bunların yükümlülüklerini kavrayabilmek, Sözleşmenin sona erme nedenlerini saptayabilmek

Franchising, bir kimsenin, başkasının ilke ve buyruklarına uyarak ve bir bedel karşılığında onun ürününü ya da hizmetini değerlendirerek pazarlama imtiyazı sağlamasıdır. Franchise verenin borçları, malları franchise alana kullandırma ve franchise alanı desteklemektir. Franchise alanın borçları ise; mal ya da hizmetin sürümünü yapmak ve artırmak, kendisine sunulan maddi olmayan malları kullanmak, işletme pazarlama ilkelerine uymak ve ücret ödemektir. Franchise sözleşmesi, sürenin sona ermesi, olağan fesih, olağanüstü fesih, taraflardan birinin ölümü, iflası ve ehliyetini kaybetmesi hallerinde sona erer.

Factoring sözleşmesinin tanımını verebilmek, factoring sözleşmesinin taraflarını ve bunların yükümlülüklerini kavrayabilmek, sözleşmenin sona erme nedenlerini saptayabilmek

Factoring, müşterinin üçüncü kişilerden olan alacaklarının, factoring şirketi tarafından bedeli peşin ödenerek satın alınmasıdır. Mal ve hizmet satışı yapan bir ticari işletmenin vadeli alacaklarının factor denilen bir mali kuruluş tarafından, alacaklıya başvuru hakkı olmaksızın satın alındığı finansal hizmettir. Verilen tanımdan da anlaşılacağı gibi factoring işleminde üç ilgili taraf bulunmaktadır:Müşterinin alacaklarını, karşılığını peşin olarak ödeyerek devir ve satın alan şirket (factor), alacaklarını factoring şirketine devreden işletme (satıcı) ve müşterinin alacaklı olduğu işletme ya da kişi (borçlu).

Test Soruları

Özet bölümündeki konuları yeterince anlayıp anlamadığımızı ölçmek için aşağıdaki soruları, sınav oluyormuş gibi yanıtlamaya çalışalım. Eğer zorlanmadan yanıtlayabiliyorsanız bir sonraki üniteye geçebilirsiniz. Ancak, zorlandığınız konuları tekrarlamalısınız. Doğru yanıtları ünitenin sonunda bulabilirsiniz.

1. Aşağıdakilerden hangisi vekalet sözleşmesine konu edilemez?

a. Bir hamalın bavulumuzu taşıması
b. Bir avukatın davamızı izlemesi
c. Bir mühendisin inşaatımızı kontrol etmesi
d. Bir işçinin ücret karşılığı iş yerimizde çalışması
e. Bir arkadaşımızın bizim adımıza tarlamızı satması

2. Bir diş tabibinin muayenehanesinde sizin dişinizi tedavi etmesi hangi sözleşmenin konusuna girer?

a. Hizmet Sözleşmesi
b. Karz Sözleşmesi
c. Vekalet Sözleşmesi
d. Eser Sözleşmesi
e. Alım-Satım Sözleşmesi

3. Vekil, aşağıdaki hallerden hangisi söz konusu olsa bile kendi yerine başkasını koyarak işi ona gördüremez?

a. Vekalet verenin izin vermesi
b. Vekilin ücretini az bulması
c. Durumun gereğine göre zorunlu olması
d. Örf ve adetin elveriyor olması.
e. Sözleşmede aksi kararlaştırılmış olması

4. Borçlar Kanununa göre, kefalet sözleşmesinin geçerli surette kurulabilmesi için hangi şekilde yapılması gerekir?

a. Sözlü şekil
b. Yazılı şekil
c. Resmi şekil
d. Resmi yazılı şekil
e. Resmi sözlü şekil

5. Aşağıdaki kefalet türlerinden hangisinde kefilin tartışma def’ini ileri sürmesi mümkün değildir?

a. Adi kefalet
b. Kefile kefalet
c. Rücua kefalet
d. Müteselsil kefalet
e. Birlikte kefalet

6. Aşağıdakilerden hangisi kefilin sorumluluğunun kapsamına girmez?

a. Asıl borç
b. Dava masrafları
c. Borçlunun temerrüdünün akdi sonuçları
d. İşlemekte olan faizler
e. İşlemiş faizler

7. Aşağıdakilerden hangisi finansal kiralama sözleşmesinin konusu olamaz?

a. Baskı makinesi
b. Taşınır mal
c. Taşınmaz mal
d. İş makinesi
e. Marka

8. Finansal kiralama bedeli ile ilgi olarak aşağıda belirtilenlerden hangisi yanlıştır?

a. Kiralama bedelini taraflar belirler
b. Kiralama bedeli Türk lirası veya döviz olabilir
c. Yurt dışından yapılacak finansal kiralamalarda kiralama bedeli en az 25 bin Amerikan doları karşılığı Türk parası olmalıdır.
d. Kiralama bedelinin kapsamına faiz girer
e. Kiralama bedelinin kapsamına masraflar girmez.

9. Aşağıdakilerden hangisi franchise alanın borçları içinde yer almaz?

a. Mal ya da hizmetlerin sürümünü yapmak
b. Kendisine sunulan maddi olmayan malları kullanmak
c. İşletme ve pazarlama ilkelerine uymak
d. Ücret Ödemek
e. Franchise veren adına sözleşmeler yapmak

10. Gerçek olmayan factoring’de factoring şirketinin söz konusu riski üstlenmemesi ve bu riskin müşteride kalması, avans işleminin ne olarak nitelendirilmesi sonucunu doğurur?

a. Satım
b. Vekalet
c. Kefalet
d. Hizmet
e. Ödünç

Biraz Daha Düşünelim

Tacir Aslı, kendisine ait matbaacılıkla ilgili bir iş yeri açmıştır. İşyerinde kullanılmak üzere elektronik eşyalar satan mağaza sahibi Sezer’den taksitle 4 milyar liraya bir bilgisayar ve bir yazıcı satın almıştır. Bu borcuna arkadaşı Canan kefil olmuştur. İş yerinde kullanacağı baskı makinesini ise finansal kiralama yöntemiyle sağlamayı düşündüğünden, finansal kiralama şirketi olan (B) ile anlaşmış ve finansal kiralama sözleşmesi yapmıştır. Bu sözleşmeye göre (B), Aslı’nın işyerinde kullanacağı baskı makinesini kendisi için satın alacak ve Aslı da aylık 350 milyon lira kira bedeli ödeyecektir.

Aslı, iş yeri için çok fazla paraya gereksinimi olduğu için arkadaşı Caner’e bir vekalet vererek tapuda kayıtlı taşınmazını satmasını istemiştir. Caner de bu satım işini yerine getirmeyi kabul etmiştir. Ünitenin başındaki olayımızı hatırlayınız. Bu ünitede öğrendiğiniz bilgilerinizle soruları yeniden yanıtlayınız.

- Tacir Aslı ile Canan arasında ne tür bir sözleşme vardır?
- Tacir Aslı ile Canan arasındaki sözleşme nedeniyle tarafların ne tür borçları söz konusudur?
- Mağaza sahibi Sezer alacağını alamazsa öncelikle kime başvurur?
- Kefil, Aslı’nın borcunu Sezer’e öderse ödediği bedeli ne şekilde kimden isteyebilir?
- Aslı ile (B) şirketi arasındaki sözleşmenin hukuki niteliği nedir?
- Aslı ve Şirket (B)’nin karşılıklı hak ve yükümlülükleri nelerdir?
- Şirket (B) ne tür bir şirket olmalıdır?
- Baskı makinesi finansal kiralamaya konu edilebilir mi?
- Aslı ile Caner Arasındaki hukuki ilişkinin niteliği nedir?
- Aslı ve Caner’in karşılıklı borç ve yükümlülükleri nelerdir?
- Caner, Aslı’dan ücret isteyebilir mi?
- Caner’in tapuda işlem yapabilmesi için ne tür vekaletname gerekir?

Yaşamın İçinden

Kart Kefillerine Yargıtay Desteği

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kredi kartı kefillerinin sadece imza attıkları sözleşmenin limiti dahilindeki borçtan sorumlu tutulacağını açıkladı. RADİKAL 29/10/2001

ANKARA – Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, özellikle ekonomik krizler sonrasında hacizlerle karşı karşıya kalan kredi kartı kefillerinin yüzünü güldürdü. Tüm mahkemeleri bağlayan karara göre, kredi kartı borcunun ödenmemesi durumunda bankalar bundan böyle kefilleri tüm borçtan sorumlu tutamayacak. Yargıtay, kefilin borcunu imza attığı sözleşmedeki limitle sınırlı tuttu. Türkiye Vakıflar Bankası avukatlarının, kredi kartı borcunun ödenmemesi üzerine Ödemiş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak kefil Mustafa Kolaşın’ın tüm borcu ödemesini isteyince dava süreci başladı. Mahkeme, kefil Kolaşın’ın icraya itirazının kaldırılması amacıyla yapılan başvuruyu reddedince, banka avukatları dosyayı Yargıtay’a taşıdı.

Leasing’le uzun vadeli yatırım

İş ve endüstri makinelerinin pahalı olması, sektörde yeni çözümler üretilmesine zemin yarattı. Bu yöntemlerin uzun yıllardan beri kullanılan ve en bilineni hafriyatçılardan makine kiralamak. Son yıllarda talep artışı gösteren leasing yöntemi ise kira gibi ödeyerek makineye sahip olma avantajı sağlıyor. Uzun vadede iş yapanlar leasing yöntemini seçiyor. Leasing’de alıcı sahip olmak istediği makinenin bedelini iki senede ödeyebiliyor. Peşinat olarak alınan miktar makinenin bedelinin yüzde 25′i. İki senede makinenin sahibi olmak için ödenen tutar, hafriyatçıya kira bedeli olarak aynı süre için ödenen bedelle aynı. Leasing sisteminde Finansal Kiralama Kanunu’na göre makine alıcısı makinenin bedelini ne kadar zamanda öderse ödesin dört yıl sonunda sahip oluyor. Konu hakkında Toprak Leasing adına bilgi veren Benan Başaloğlu, kanunun tüketici haklarını korumak ve vadelerin uzun tutulmasını sağlamak amacıyla alınmış bir önlem olduğunu söyledi. Başoğlu, leasing’i kullanmanın alıcı açısından finansman sağlaması ve KDV oranını düşürmesi nedeniyle avantajlı olduğunu belirtti. (25 Mayıs 1999, Hürriyet)

 

Mustafa Kemal Paşa Mah. İstiklal Cad. No:48/1 İstanbul/AVCILAR
0 212 428 23 21 - 0212 428 23 39